düzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2014 Çarşamba

İş Gören ve İşveren Açısından Şirket Nedir?



Şirket, maddi kazanç sağlamak amacıyla katılımcılarının tecrübesi yada parasal gücünü katmasıyla ve yazılı bir sözleşmeye bağlı olarak faaliyete geçirilen oluşumdur. Tanımda görüldüğü üzere şirketlerin en temel amacı maddi kazanç sağlamaktır. Eğer ki maddi kazanç sağlanması amaç değilse bu oluşum ancak bir yardım kurumu ya da bir dernek benzeri kuruluş olabilecektir. Günümüz şartlarında kazanç sağlamak oldukça zor şartlar altında gerçekleşmektedir. Gerek iş kazası yaşayabilme olasılığı, bedensel ve ruhsal anlamda  yıpranma ve yorulma gerekse işverenlerin yani şirket sahiplerinin üstlendikleri ve başarmaları gereken sorumlulukların boyutu düşünülürse kazanç sağlamanın önemi ve boyutu  anlaşılabilir hale gelebilecektir.
 
İŞVERENLER; Çalışanlarına karşı emeklerinin karşılığını vermeli ve adaletli davranmalıdır. Ayrımcılık yapmamalıdır. İş göreni bir köle misali emeğini son raddesine kadar emeceği bir varlık olarak görmemelidir. Bir yandan da kurumun ve iş görenlerin gelişerek kuruma katkı sağlayacağı düşüncesiyle kurumu çeşitli teknolojik v.b. yenilemeler ve eğitim gibi gelişme amaçlı unsurlarla desteklemelidir. Şirketler bir saatin dişlilerine benzer. Nasıl bir dişlinin işlememesi halinde saat durursa şirketlerde buna benzer bir yapıda çalışır. Dolayısıyla hiyerarşik yapının belirlenmiş ve görev dağılımlarının adaletli, doğru ve düzenli bir şekilde yerine getirilmesi gereklidir. Eğer bunları yapabilecek bir işveren yoksa gerekirse işin profesyonellerinden destek almayı veya idareyi devretmesini bilmek gereklidir.

İŞ GÖRENLER; Hal ve hareketleriyle çalıştığı kurumu destekleyerek her hareketinin yarar sağlayıcı bir amaç gütmesi gerektiğini bilmelidir. Diğer iş arkadaşlarına yardımcı olarak şirketin gelişmesine katkı sağlamalıdır. Bilgi kirliliği yaratmadan ve en hızlı maliyetsiz şekilde görevlerini yerine getirmede uzmanlaşmalıdır. Oluşabilecek muhtemel aksaklıklarda işvereni uyarmalı çözüm aşamasındaysa işvereni can kulağıyla dinleyerek en uygun çözümün üretilmesini desteklemelidir.

Tabi yukarıda bahsedildiği kadar kolay olmayan bu süreçler şirketlerin yapısına göre de belirleyici olmaktadır. Kurumsal ve aile şirketleri üzerinden bakarsak, bu süreçlerin yürütülmesi aile şirketlerinde duygusal bağlar olmasından dolayı bir takım engellere takılabilmektedir. Aynı şekilde kurumsal şirketlerdeyse bir takım özgürlükleri ve yetkileri elinde barındıran yöneticilerden dolayı sorun yaşanabildiği görülmektedir. Genel anlamdaysa şirketlerin uzun ömürlü olamamasına sebep olarak bu ve daha sayamadığımız  benzeri hususların yerine getirilmemesi olduğu rahatlıkla görülebilecektir.


Sonuç itibariyle kazanç sağlama güdüsüyle birlikte belirlenen hedefler doğrultusunda iş gören ve iş veren açısından faaliyetlerin yerine getirilmesi gereklidir. Böylelikle o şirket çalışılabilir bir hal alacaktır, iş verenlerin üstünde durması gereken konu adaletli ve eşit davranma ilkesiyle beraber iş görenlere karşı davranış prensiplerini sürdürmesidir.

2 Şubat 2014 Pazar

Şirketinizin Örgütsel İmajı


Örgütsel imaj, dışarıdakilerin örgütle yani şirketle ilgili ne gibi düşüncelerde olduğu durumunu ifade eden bir kavramdır (1). Örneğin, bir satış görevlisinin müşteriye karşı ilgili ve gayretli olması o müşterinin şirkete karşı olumlu düşüncelere girebilmesi anlamına gelmektedir. (2).    

Alvesson' a göre örgütsel imaj, bir birey, kurum ya da bir grubun örgüt hakkında benimsediği genel ve canlı izlenimidir. Bu tanıma göre örgütsel imaj, örgütün kendisi hakkında ürettiği resmi yansıtması sonucu bu resmin bir birey, grup ya da kurum tarafından anlamlandırılmasıdır (3). 

Örgütsel imaj düşüncesinin oluşmasının belirleyicileri ve imajın neleri kapsadığıysa gayet açıktır. Bunlar, satış elemanlarının müşteriye karşı davranışı olabildiği gibi, şirketin yayınladığı ilanlar, yayınladığı çeşitli raporlar, şirket çalışanlarının kılık ve kıyafetleri ve kişisel bakımlarının yapılı olması gibi faktörlerdir.

Yazımızda üstünde duracağımız konu olan kişisel bakımların yapılmış olması demek, saç ve sakalın temiz olması, iyi traş olunmuş veya bakımlı bir sakalın olması, temiz ve kısa kesilmiş tırnaklar ve çürük dişlerin bulunmaması, kıyafetlerin temiz ve bakımlı olması anlamlarına gelmektedir (4).

Bu bakımdan anlatınlar kişisel imaj kapsamına girmektedir. Kişisel imajın saygınlık edinmeye ve kariyere de etkisi bulunmaktadır. Bir atasözünde de belirtildiği gibi “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, karakterleriyle uğurlanırlar” (5) dolayısıyla insanların kafasında oluşturduğu algıda bireysel görünümün önemi büyüktür (6).


Kişisel imajın iyi olması aşağıdaki sonuçları ortaya çıkarır (7).
  • Yeteneklerle hak edilenlerin, görsel faktörlerle kaybedilmesinin önüne geçilir.
  • Kişiyi en etkili şekilde sunar, iş görüşme ve anlaşmalarında hak ettiğini almayı sağlar.
  • Kişi, etkili bir imaja sahip olduğunu düşünerek öz güvenini güçlendirebilir.
  • Kişi iyi görünerek kendini daha iyi hisseder ve mutlu olabilir.
  • Kişi, imaj yönetimi ile insanlar üzerinde yoğun ve güçlü bir etki bırakabilir.
  • Başkalarının sizi sevmeleri, saymaları ve güven duymaları kolaylaştırılabilir.
Müşterilerin günümüzde, gerek basın, gerek web siteleri ve internet kaynakları gibi kitle iletişim araçları, gerekse şirket çalışanlarının örgütsel imajı sergilemeleri dolayısıyla şirketler hakkında bilgi edinebileceği bir çok kaynak bulunmaktadır. Aynı zamanda, örgütlerin yoğunluğu ve karmaşıklığı dolayısıyla yönetmekte zorlanılan, kontrollü ya da kontrolsüz olarak her şirkette bir dedikodu ve söylenti ortamı bulunmaktadır. Örgütsel imajı eğitimsel ve uygulamanın yapılması anlamında iş görenlerine aktaramayan şirketler dedikodu ve söylentilerinde etkisiyle iş görenlerin kendi imajını oluşturabilmesinde serbestliğe neden olabilecektir. Örgütsel imajını şirketindeki iş görenler üzerinden yönetemeyen şirketler yukarıda açıkladığım etkenler dolayısıyla bir çok olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalabilecektir. 

SONUÇ 
Örgütlerde imaj problemleri genellikle gizli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla imaj için gerekli önem genellikle yeteri kadar verilmemektedir. Fakat bu faktörün tüm detaylarıyla ele alınarak gerekli önemin verilmesinin bir çok pozitif sonucu bulunmaktadır. Örgütsel imajın iyi olması o şirketin işini iyi yaptığı düşüncesini yansıttığından dolayı müşteriye bir güvence verecektir. Aynı zamanda müşteriler şirket hakkında edineceği görüşlerine göre diğer şirketlerle bir kıyaslama yapmaktadır, bu kıyaslama sonucunda olumlu düşündüklerine ve hizmetlerinden faydalanmak istedikleri şirket doğrultusunda seçimlerini yapacaklardır. Müşteri kazanılmasının, kazanılan müşterinin de kaybedilmemesinde iş görenlere ve yöneticilere büyük görev düşmektedir.  

Şirket yöneticileri, örgütsel imajın oluşturulmasına tam destek vererek, çalışanları bu imajı aktarmak ve sürekliliğin sağlanması  için gerekenleri tam anlamıyla yapması gereklidir. Bazı şirketlerde örgütsel imaj kapsamında kılık kıyafet yönetmelikleri yayınlayabilmektedir. Yönetmeliklerin sadece yayınlanmayarak etkin uygulanaiblir olduğununda denetim altında tutulması gereklidir. Örgütsel imajın verimli sonuçlanması aynı zamanda örgütsel itibarında artmasına etki edecektir. Toplumuzda da çoğu zaman rastlanılan "oraya bir daha gitmem, o marketi sevmedim, o restoran hiç iyi değil" düşüncelerinin yıkılması için örgütsel imaj çalışmalarına gerekli zamanın ayrılması şarttır.

KAYNAKLAR
1- Gray, E. R.; Balmer, J.  M.T. "Managing Corporate Image and Corporate Reputation",  Long Range Planning, 1998.
2- Hatch, M. J.; Schultz, M. "Relations beetwen organizational culture, identity and image", Europen Journal of Marketing, 1997.
3- Alvesson, M. "Organization: From substance to image?," Organization Studies, 1990.
4- Konar, N. "Güreş Antreman ve Müsabaka Alanlarındaki Hijyenik Şartlar", Yüksek Lisans Tezi. 1994.
5-  Özer, M. A.; "İmajını Yöneten Örgütler Daha mı Başarılı Oluyor?", 2013.
6- Peker, Ö.; N. Aytürk; Yönetim Becerileri, Yargı Yay., Ankara, 2002.
7- Erdoğan, İ.; “Halkla ilişkilerde halkla ilişkiler kavramının erozyonu”.